Madencilik sektöründeki birleşme ve satın alma işlemlerini inceleyen uluslararası denetim, danışmanlık ve vergi şirketi PricewaterhouseCoopers (PwC), hazırladığı raporda madencilikteki birleşme ve satın alma işlemlerinin sayısının geçen yıl yüzde 69'luk bir artışla bin 732'ye yükseldiğini belirtti. Yükseliş trendi her ölçekten maden şirketini kapsarken, birleşme ve satın alma işlemlerinin yüzde 90'ından fazlası 250 milyon dolar ve altında gerçekleşti. Böylece geçen yıl bu değerdeki işlemlerin sayısı 2005 yılına göre iki katı artmış oldu.
Öte yandan, bir milyar dolar ve üstü değerdeki işlemlerin sayısı da 2005'te 8 iken 2007'de 25'e ulaşarak üçe katlandı.
Rapora göre, Çin ve Rus şirketleri, Kuzey Amerika ve Avustralya'da kilit yabancı satın almaların altına imza atarken, bu iki ülkedeki şirketlerin gerçekleştirdiği maden sektörü birleşme ve satın alma işlemlerinin toplam değeri 2007'de 32 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 2005 yılında 5,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Çin ve Rus şirketlerinin birleşme ve satın alma işlemleri, dünya genelindeki madencilik birleşme ve satın alma faaliyetlerinin beşte birini oluşturdu. Rapora göre, süper konsolidasyonların hakim olduğu madencilik sektöründe birleşme ve satın alma işlemlerinin 2008'de astronomik, rekor düzeylere ulaşması bekleniyor.
PwC'nin raporuna göre, kredi sıkışıklığı ekonomiyi önemli derecede etkilese de, madencilik sektöründe yaşanan işlem hacminde düşüşe dair herhangi bir ipucu içermiyor. Raporda, sektördeki büyük oyuncuların önemli hamlelerinin, 2008 döneminin madencilikte yaşanacak birleşme ve satın alma faaliyetleri açısından oldukça hareketli geçeceğinin sinyalleri olarak görüldüğü bildirildi.
PwC Türkiye'nin Ülke Enerji Sektörü Hizmetleri Lideri Faruk Sabuncu'nun değerlendirmesinde, bu trendin altında yatan temel sebebin "sürdürülebilir ekonomik kalkınma olduğunu", gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmaları için ihtiyaç duydukları madenlere olan talebin, bu maden rezervlerine sahip olan şirketlere olan talebi hızlandırdığını bildirdi.
Her büyük ekonomik aktivitede olduğu gibi Çin'in bu konuda da belirleyici durumda olduğuna işaret eden Sabuncu, dünyadaki büyümenin azalma beklentisine karşın maden sektörüne olan ilginin uzun dönem strateji gerektiren sürdürülebilir ekonomik kalkınma nedeniyle, 2008 ve 2009 yıllarında da artarak devam etmesini beklediklerini ifade etti.
Sabuncu, bu durumun, Türkiye'nin maden ithalatını, özellikle kömür maliyetini arttıracağını, faturasını yükselteceğini belirterek, ancak öte yandan Türkiye'nin rekabet gücü yüksek olan maden rezervlerinin fiyatını artıracağını ve Türkiye'nin bu durumdan kazançlı çıkabilecek bir pozisyonda bulunduğu düşüncesinde olduklarını kaydetti.
PricewaterhouseCoopers Küresel Madencilik Sektörü Lideri Tim Goldsmith de "Yut ya da yutul" diye özetlenebilecek bu ortamda, hiç bir şirketin kendi başına ayakta duramayacağına işaret ederek, "Bir sonraki hamle için herkes hazır beklemeli, aynı zamanda ayağını yere sağlam basmalı. En büyük şirketler süper-konsolide küresel ölçek için kendilerini konumlandırmaya başladılar" dedi.
Bu şirketlerin Hindistan, Rusya ve Çin gibi yükselişteki ekonomilerde faaliyet gösteren hızla büyüyen şirketlerin yoğun rekabetiyle karşı karşıya olduklarını belirten Goldsmith, sektörel manzaranın kayda değer biçimde değiştiğini ifade etti.
Goldsmith, son gelişme ve eğilimleri destekleyen bir diğer hususun da, küresel ölçekte kaynak edinme ve kaynak çeşitlendirme arayışları olduğuna dikkat çekti.